Bu Dünya Ne Sana Ne De Perilere Kalmaz

2017 veya 2018 yazında Valide Sultan Gemisi’nde Boğaz’ı baştan sona turlarken, Türk bir rehber de kıyıdaki yalıların ve köşklerin hikayelerini anlatıyordu. Her birinde bir ömür geçtiğini bildiğimden, dikkatimin dağılmaması için elimden geleni yapıyordum. Bunları öğrenmek benim için bir lütuftu ama hepsini aklıma kazıyamadım. Üç tanesini biraz biraz hatırlayınca geçen haftalarda üzerlerine araştırmıştım. Birisi Agatha Christie’nin “Orient Ekspresi’nde Cinayet” romanını yazmak için İstanbul’a geldiğinde burada misafir edildiği Afif Ahmed Paşa Yalısı, diğeri Mısırlı Yusuf Ziya Paşa’nın Perili Köşkü, bir diğeri ise eşinin zevk-i sefası ve asıl mahremiyetini koruması için boğazdan çektiği sularla zaten denizesıfır salonunun ortasına havuz yaptıran ama adını maalesef çoktan unuttuğum ve ne kadar uğraşsam da internet üzerinde bir türlü bulamadığım bir paşamızın yalısı.

Her ne kadar öyleymiş gibi gelse de esas amacım tarihi ya da gezi blogu hazırlamak değil. Keşiflerimin sonucunda zamanın nasıl geçtiğini anlamadığım tıklamalarım olduğunu birlikte görelim. Yine de ne olursa olsun bu Türk versiyon Rapunzel hikayesini paylaşmadan geçemeyeceğim.

Sizin de turlardan birinde Rumeli Hisarı’ndan geçerken şato biçimli kırmızı tuğla bina mutlaka gözünüze takılmıştır. Asıl adı Yusuf Ziya Paşa Köşkü olan Perili Köşk, Rumeli Hisarı’nın en dikkat çeken tarihi binalarından biri. Tabii, köşkün hikayesi de en az mimarisi kadar ilgi çekici.

Halk Arasında Perili Köşk Olarak Bilinen Yusuf Ziya Paşa Köşkü'nün İlginç  Hikayesi | ZAMAZİNGO

Zengin Mısır tüccarlarından Abbas Hilmi Paşa’nın başyaveri Yusuf Ziya Paşa, güzeller güzeli bir genç kadına aşık olmuş ve onun için bir köşk yaptırmak istemiş. Gel gelelim aksiliklerin ardı arkası kesilmemiş. İlk aksilik II. Abdülhamit’in fermanıyla başlamış. Padişah’ın “Boğaz’da cami minarelerinden daha yüksek bina yapılamaz” demesiyle köşkün yapımına bir süre ara verilmiş. Yusuf Ziya Paşa, köşkün yapımına başlanan bu süreçte aşık olduğu kızla evlenmeyi başarmış. Genç kız, yapımı tamamlanmamış köşke yerleştikten sonra genç erkekler köşkün önünden geçerek bu dillere destan güzellikte kızı görmek istemişler. Peri kadar güzel bir kızın yaşadığı bu köşk, işte bundan sonra masallardaki gibi bir hikayeye şahitlik etmiş. Yusuf Ziya Paşa eşini öyle bir kıskanmış ki, onu kimsecikler görmesin diye köşkün üst katında kuleye kapatmış.

Resmen Rapunzel masalı derken Birinci Dünya Savaşı çıkmış. Osmanlı İmparatorluğu da savaşa girince inşaatı bitirecek işçi kalmamış şehirde; köşkün yapımı yarım kalmış. Yusuf Ziya Paşa’nın bu dönemde işleri bozulmuş ve karısını da alıp Mısır’a yerleşmiş. Köşk uzun süre tamamlanmayınca ve boş kalınca adı halk arasında “Perili Köşk” olarak anılmaya başlanmış.

Mısır’a yerleşen Yusuf Ziya Paşa’nın işleri bir türlü toparlanmayınca ve kıskançlığı devam edince eşi paşayı terk etmiş. Paşa genç karısına öyle bir aşıkmış ki, öldüğünde mezar taşının karısını hapsettiği kulenin taşlarından yapılmasını vasiyetlemiş. Terk edilen Yusuf Ziya Paşa’nın 1926’da kahrından hayatını kaybettiği söyleniyor. Paşanın ölümüyle İstanbul’daki köşkün kulesinden taşlar sökülüp, vasiyetinde yazdığı gibi Mısır’a götürülmüş ve Paşa’nın Nil Nehri’ni gören mezarı bu taşlardan yapılmış.

Farklı farklı sebeplerle Perili Köşk olarak anılan yapı Yusuf Ziya Paşa’nın ölümünden sonra esrarengiz hikayesine devam etmiş. Paşa’nın ruhunun bazı geceler köşkü ziyaret ettiği ve odalarında dolaştığı söylentisi yayılmış. Hatta 40’ı aşkın varisten satın alınan köşk, 1990’larda tekrar inşa edilmeye başlayınca bir başka hikaye ortaya çıkmış. İnşaat işçileri Yusuf Ziya Paşa’nın karısına ait olduğu bilinen aynaya baktıklarında genç bir kadın hayaleti gördüklerini iddia etmişler.

Bu bilgileri aldıktan sonra, daha önce nasıl olur da bilmem diye kendime hayıflanıp Yusuf Ziya Paşa’nın meşhur hanımını aramaya koyuldum. Fakat şahsına ait isminden başka özel bir bilgiye ulaşamadım. Ayşe Behiye Hanım; Osmanlı İmparatorluğu’na Washington Büyükelçiliği yapmış ve Dışişleri Bakanı olmaya kadar yükselmiş olan Yusuf Ziya Paşa’nın eşi, gelenekçi klasik Türk müziği bestecilerinin son halkası sayılan ve tıpkı babası gibi Türkiye’nin türlü bakanlıklarında görev alan Suphi Ziya Özbekkan’ın da annesiymiş. Suphi Ziya’nın ölümünü 1966 olarak okuduktan sonra, acaba peri gibi annesi için babasının yaptırdığı o muhteşem köşkü seyretmek hatta seyretmekten önce orada büyük ilim ve bilim insanlarınca yetiştirilmekle nasıl hissediyordu, bilmek istedim.

Zaman geçe geçe bir hal olurken, ben dolanmaya devam ettim. Ayşe Behiye’nin babası olan Abdüllatif Suphi Paşa’nın, lisede hepimize ezberletilen ilk Türk romanı olan Taaşuk-ı Talat ve Fitnat’ın yazarı Samipaşazade Sezai’nin kardeşi oluşuna bir müddet şaşırakaldım. Yani ilk romanımızı Ayşe Behiye’nin amcası yazmıştı. İnanamazsınız, dayısına da göz atamadan edemedim. İyi ki edememişim, çünkü Vikipedi bilgilerine göre ülkemizin ilk Milli Eğitim Bakanı imiş Hamdullah Suphi Tanrıöver. Burada bir durup, Suphi isimlerinin takriri ile Özbekkan ve Tanrıöver soy adlarının nasıl konulduğunu düşündüm. Arada yaşanan her şeyi kabaca hayal ettim. Sonra son edindiğim bilgiyi teyit için ülkemizin Milli Eğitim Bakanları listesini açtım. Vikipedi’nin aksine ilk değil, ikinci bakandı Hamdullah Bey. Üstelik yine Vikipedi’de bahsedildiği gibi Şükrü Saraçoğlu’nun değil, ilk Milli Eğitim Bakanı olan Rıza Nur’un yerine geçiyor; aradaki birkaç bakandan sonra iş Şükrü Bey’e bırakılıyormuş.

Yaşayan ve iz bırakan onca insan varken ve geride bir yıkım bırakmadığı sürece kimse hatırlanmazken, küçüldüğümü hissettim. Güzelim köşkün atfetildiği Ayşe Behiye Hanım’ı da, oğlunu, yeğenlerini, babasını, dayısını, amcasını ve eşini de şöyle baştan bir düşündüm. Köşkün şimdilerde bir ofise dönüşmesi can sıkıcı olsa da her baktığımda peri gibi bir kızı ve onun ailesini göreceğimi biliyorum.

Kaynakça:

https://tr.wikipedia.org/wiki/Yusuf_Ziya_Paşa_(1849_doğumlu_devlet_görevlisi)

https://tr.wikipedia.org/wiki/Abdüllatif_Suphi_Paşa

https://tr.wikipedia.org/wiki/Hamdullah_Suphi_Tanrıöver

https://tr.wikipedia.org/wiki/Suphi_Ziya_Özbekkan

Published by

Dilara BEKTAŞ

İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi Endüstri Mühendisliği (%30 İngilizce) • İnovasyon Kulübü Başkan Yardımcısı

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s