Yalnızlık Korkusu : Otofobi

Kalabalık ve cıvıl cıvıl bir aileye doğan bireyler, ailedeki bağların kuvveti ve sürekli teması ile birlikte yaşamaya başlarlar. Kimsenin doğum günü atlanılmadan aynı büyük kadroyla kutlanır, bayram sabahları sofralar iki kere kurulur kaldırılır, okuldan dönerken kapının önü ayakkabılarla doludur, dert de çare de çoktur ve ses her zaman vardır. Ses öyle bir vardır ki, sessizliğe tahammül yoktur. Yorgunluk, yalnızlıkla doğru orantılı işler böylelikle.

Yaz akşamlarında küçük bir arabayla tıkış sıkış sahile inerken herkes neşelidir, içlerinden birkaçının sesi muhakkak çok güzeldir, şarkılar söylenir, sırlar paylaşılır ve kayalıklarda yürünür.
Hastane odalarında beklediklerinden çok beklemedikleri ziyaret eder onları, zavallı bir anında elinden tutacak kimsesi çoktur, çaresizlikle baş ettikleri an pek yoktur.
Birileri gerçekten “bir telefon uzağında”dır. Hayatlarına yeni birilerini sokmaya uğraşmamışlardır, sorsanız. Mutluluk, yalnızlıkla ters orantılı işler böylelikle.

İşte; kalabalıkla büyümüş bir ailede mutluluğu en çok bilen, bu senkronun varlığına şükreden, eve tek başına dönmeyi sevmeyen birisi vardır hep. O anların kıymetini en çok o bilir. Peki böylesine kuşkusuz ve pembe süren bir yaşamın, insanı sınayacak bir imtihanı yok mudur?

Elbette var.

Yukarıdaki standartlar ve benzeri yaşam koşullarıyla büyüyen bireyler, alıştıkları bu yaşam tarzının yoksunluğunda asıl çare ve endişeyi yaşayarak bir hastaya dönüşebilirler. Artı bir insana alışıp ölüme bile yalnız gitmekten korkan birinin psikoloji literatüründe sahip olduğu fobi türüne otofobi deniyor. Otofobi; yalnız yaşamak, bir yerde birini beklerken dahi yalnız oturmak gibi durumlarda kişinin kendi sesinden başka ses duymak istemesinde yatan ve büyüyen bir kavram. Bununla birlikte, otofobi teşhisi ile gelebilecek bazı ek korkuların yanı sıra çeşitli izolasyon tonları da vardır. Örneğin, bir kişinin hastalıkla ilişkili korku veya paniği yaşaması için fiziksel olarak yalnız kalmasına gerek yoktur; kişinin kendi yeteneklerine inanamamasından da kaynaklanabilir. Kendini sevmeme ve yetersiz görme, otofobiden muzdarip bireylerin ortak özellikleridir. Hastalar, çevrelerindeki insanların onları görmezden geldiğine veya kimsenin onları sevemeyeceğine dair temelsiz bir korkuya da sahip olabilir. İnsanın kendine veya bir psikiyatristin hastasına bu teşhisi koyabilmesi için yalnız kalacağını düşünerek yoğun kaygı oluşturma ve bu kaygıyla hareket etme, tek başına normal çalışmama, başka birilerinin madden yakınında olması için hissettiği doyumsuz ihtiyaç veya evliliği için bir yaşamboyu partneri bulamamaktan doğan tedirginlik gibi mental olarak yorgunluk veren vesveselerle başa çıktığının farkında olması gerekir.

Toronto Üniversitesi’ndeki bir akademisyen tarafından yapılan araştırmaya göre, yalnız kalma korkusu bir kişiyi sağlıklı olmayan bir ilişkide kalmaya zorlayabilir. Yani, zararlı bir ilişkiden ayrılmak yerine, istismarcı bireylerle dahi bağlantıyı koparamayabiliyorlar. Araştırma aynı zamanda sorgulanan bireylerin önemli bir kısmının uzun süreli bir arkadaşa sahip olmamaktan, bir partnerini kaybetmekten ve yalnız yaşlanmaktan korktuklarını ortaya çıkarmış.

Yalnız kalmaktan korkan ve bu korkunun hayatını felç edici bir kesintiye uğrattığını fark eden herkes için bazı başa çıkma stratejileri vardır: Örneğin, başta da biraz değindiğim gibi, bir kişi yalnız kalmaktan korkuyorsa, sessizlik bu duyguları daha yoğun hale getirebilir. Bazen sessizliği doldurmak için müzik veya televizyon açmak, panik hissini azaltmaya yardımcı olabilir. Futbol maçı gibi bir şeyin tezahürat yapan kalabalıkları, düdükleri ve yorumlarıyla ortaya çıkan gürültü bile daha az yalnız hissetmeye yardımcıdır. Tek başına bir alışveriş gezisi, kulaklıkla dinlenen bir şarkıyla daha kabul edilebilir görünebilir yahut yine tek başınayken bir bulmacayı bir araya getirmek, biraz meditasyon veya egzersiz yapmak; yalnızlık hissini indirgeyebilir.

Dışarıdan bakan her göz otofobi sahibi bireyleri net bir şekilde algılayamaz ve hiçbir yazı tesadüfen yazılmaz. Otofobiyi tanımlayan bazı verileri sizlerle paylaşırken, otofobik bir insan olarak her şeyin tam da anlatıldığı, gözlemlendiği ve raporlandığı gibi olduğunu belirtmek isterim. Bu hastalık tam da böyledir: bağımlı olduğun kişilerden vazgeçemezsin çünkü ondan sonra birinin gelip gelmeyeceğinden emin değilsindir, sessizlikten o kadar nefret edersin ki mecburen yalnız kaldığın anlarda aynalarla konuşursun -odamdaki dört aynanın sebebi belki de budur?- , başarısızlıktan daha fazla korkutur yalnızlık, kalabalıkta çürümek azınlıkta parlamaktan iyi gelir. Çünkü korkmazsın. Kek yaparken sütün eksik olduğunu fark ettiğinde yalnız başına dışarı çıkmazsın, çünkü biri senin damarlarına “tek başınalık aşısını” yapar gider sanki. O kadar uzun süredir bu duygu bozukluklarıyla baş etmeye çalışırsın ki, beş yüz milyon kilometrekarelik yerkürede derdinin tek dermanı yine yanında istediğin artı bir insanda, onun sesinde saklıdır.

Kaynakça:

https://www.medicalnewstoday.com/articles/319816

Published by

Dilara BEKTAŞ

İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi Endüstri Mühendisliği (%30 İngilizce) • İnovasyon Kulübü Başkan Yardımcısı

Yalnızlık Korkusu : Otofobi” için bir yanıt

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s